Son dönemde kira fiyatlarındaki dalgalanmalar, ev sahibi ve kiracı arasındaki hukuki ihtilafları zirveye taşımıştır. Özellikle kira bedelinin tespiti ve tahliye taahhütnamelerinin geçerliliği gibi konular, mahkemelerin en yoğun olduğu alanlar haline gelmiştir. Bu karmaşıklığı gidermek amacıyla yürürlüğe giren zorunlu arabuluculuk sistemi, artık dava açılmadan önce tarafların bir araya gelmesini zorunlu kılmaktadır.
Bir kira sözleşmesinin feshinde; ihtiyaca dayalı tahliye, 10 yıllık uzama süresinin dolması veya kira borcunun ödenmemesi gibi durumlar farklı hukuki usullere tabidir. Yanlış hazırlanan bir tahliye ihtarnamesi veya süresi kaçırılan bir dava, sürecin yıllarca uzamasına neden olabilir. Mülkiyet haklarını korumak ve güvenli bir kiracılık süreci yürütmek için güncel mevzuata hakim bir yol haritası çizmek gereklidir.